13 Ocak 2014 Pazartesi

Havadan Sudan

Sabah İtfaiye Meydanına gittik Metin'le. Tütün aldık, ciğer yedik. Sonra bana gelip çay demledik. Gitti. Yalnızım. Onla gezerken de memnundum, sevdiğim bir dostum.  Akşamüzeri 5 ten 9'a kadar da işim var. Eve döneceğim zamanı iple çekeceğim.

Hani bazı insanlar Pazartesi'den Cuma'yı bekleyerek zaman geçirir, veya tüm kışı yaz tatili için yaşar, emekliliği gelsin diye de bir ömür geçirir ya, ben de onlar gibi tüm gün yalnız kalacağım zamanları bekliyorum. Yalnız kalıp düşünmek istediğim, yazmak istediğim şeyler var. Yaşamı yazmak için bahane ediyor olabilirim.

Bazen de değişik oluyor. Geçen gün daha iyi düşünebilmek için bara gittim. Kalabalıkta, gürültüde düşünmek ruhuma o gün daha iyi geldi. Öyleyse, insan aynı insan olsa da sürekli aynı biçimde düşünmüyor, yaşamıyor. Bu güzel aslında. Değişiklik iyidir. Bir kalıba girmemek de iyidir. Temelde bazı değerler, tıpkı ağacın gövdesi gibi, üzerindeki dallarda, yapraklarda çeşitlilik. Mevsimlerin bir ağaca değip geçerken onu şekilden şekile sokması gibi, ruhundaki rüzgarların da insanın yaşayışını, düşüncesini değiştirmesi güzel.

4 Aralık 2013 Çarşamba

İki Yoldan Biri

Nud, 44 yıl önce dünyaya erkek olarak bedenlenmiş bir melekti. O da her insan gibi dünya oyunu içinde melek varlığını hatırlamıyordu. Zaten dünyaya bunu hatırlamaya ve içindeki meleği dünyada yaşarken bilmeye, ışıldatmaya gelmişti.

Günlerden bir gün nehirde kayığıyla yol alırken, kendisinden ve hayatından memnun olmadığını düşündü. Bir yol ayırımında olduğunu, artık bir seçim yapması gerektiğini biliyordu. Bunu düşünmesiyle birlikte nehir aniden ayrıldı ve önünde iki yol açıldı. Şaşkınlık içinde neler olduğunu anlamaya çalışırken, yollardan birinin sağa, diğerinin sola gittiğini gördü. İki yolun da sonunda nereye varacağını bilmediği için seçim yapmakta zorlanıyordu. Küreğine asılıp tüm hayatını değiştirebileceği tarafa tam dönecekken, içindeki insan olma güdüsü daha ağır bastı ve Nud tek bir farkla her zaman gittiği tarafa gitmeyi seçti. Bu sefer kürekleri daha yavaş çekeceğini söyledi kendisine. Böylece daha dikkatli olacaktı ve yolda karşısına kayalıklar çıkarsa onlara çarpmayacak ve kayığı parçalanmayacaktı.

Nud’un o an görmediği, görmek istemediği bir şey vardı. Yolu onun seçimiydi. O seçimini değiştirmemişti. Sadece aynı yoldan başka bir hızda gitmeyi seçmişti ve ilerledikçe eski hızına ulaşması kaçınılmazdı. Hayatını değiştirebileceği diğer tarafa göz ucuyla baktı. İçinden “O tarafta ne olduğunu bilmiyorum. Ne de olsa bu tarafa alışığım…” Dedi ve her zaman gittiği tarafa doğru, daha yavaş bir hızla yola koyuldu…


Aslıhan Özen

28 Kasım 2013 Perşembe

KUŞ GİBİ

Yorgun sandığım kanatlarımı gagamla yokladım
Hiç de yorgun olmadıklarını o an anladım.
İki yana açtığımda, parlaklığı denize dökülen gün ışığı gibiydi.
Üzerine konduğum daldan nazikçe havalandım
Ve uçmaya devam ettim


Aslıhan Özen

25 Kasım 2013 Pazartesi

Gökçen'e

Kendisi olmayı başarmış bir insan, başkasının yanında kendi olmaya ihtiyaç duymaz. Kendisi olabilmiş insan ihtiyaçsızdır. Çünkü kendisiyle doludur.
Bir aşk şiiri yazdım ama kimseye okutmayacağım

8 Kasım 2013 Cuma

Sevgili yolum


Söylenecek çok şey olmasına rağmen
Hepsi bir sessizlik kutusunun içinde uysal bir kedi gibi duruyorlar.
Kelimeye dönüşünce eriyecek gibiler.
Halil Cibran'a anlatsak belki yazabilirdi
Benim boyum yetmedi.

Gerçi o da yazsa biraz hayal olacaktı.
O zaman insanın yine de en yakını kendisi demek ki.

Halbuki dünyada insanın ilk uzaklaştığı kişi kendisi.
Elmaslarla dolu bir bohçayla dünyaya gelen insan,
Yarısını dağıtıp, yarısını çaldırdıktan sonra
Kendinden uzak, çaresi dostlarda, sevgililerde gibi zenginlik içinde fakirlik yaşar.
İnsan doğuştan zengindir ve hep öyle kalacaktır
ama dünya oyunu ona kendisini fakir gösterir.
Bu fakirlik ruhla ilgilidir.

Bir zamanlar en uzağım olan kendim
Bugün en yakın dostumdur.
Rüyalarım,
Hayallerim,
Yapabildiklerim, yapamadıklarım
Saçmalamam filan...
Hepsi beni ben yapan şeyler.

Ve bütün ayarlar elimde
Ne tarafa istersem o tarafa çeviririm düğmeyi.
Rotamı ben çiziyorum
Çizdiğim rotaya dümeni çeviriyorum.
Rüzgarda saçlarım uçuşuyor.
Ağzımın ucunda sadece benim duyduğum bir ıslık
Çizdiğim rotada denizi hafifçe aralayarak gidiyorum
İşte bu çok güzel.

17 Eylül 2013 Salı

Tanrı,
Bir damla yağmurun 
Küçük bir otun köklerine süzüldüğü yerde.
Arının çiçekten bal topladığı iğnesinin ucunda
Eşsiz kar tanelerinin her birinde
Müziğin her notasında
Çöldeki rüzgarda
Denizlerin derinliklerindeki küçük balıkta
Tanrı sadece severek,
Boşluk olmayan dünya ve evrende her yerde.

Ve biz Tanrım,
Seninle ilgili anlatılan her ezberi yıkıp,
Kendimizi bilerek, seni bilmek peşindeyiz.

İmza: Çocukların


17 Eylül 2013